Beyşehir, Konya ilinin bir ilçesidir. Konya’nın beşinci büyük ilçesidir.

Coğrafi konumu

Coğrafi konum; fert, toplum, ve devlet hayatını şekillendiren en etkili faktörlerden biridir.Beraberinde birçok avantaj veya dezavantajı da getirebilir.Beyşehir bu açıdan oldukça şanslı bir konuma sahiptir.

İlçe, Batı Toroslar arasında yer alan, çukur alandadır. Bu çukurun büyük kesimini Beyşehir Gölü kaplar. Çukurluk gölün güneydoğusunda, Beyşehir ovası devam eder. Toroslar, batıdan ve güneybatıdan yüksek sarp dikliklerle ovaya inerler. Beyşehir’ deki düzlük alanlar bozkırlar halinde uzanır. Çevredeki dağlar ise, ormanlarla kaplıdır. Topraklar verimlidir.

Akdeniz Bölgesi‘nin Göller Yöresinde yer alan Beyşehir, önemli bir geçit noktasında da bulunmaktadır. En güney ucu baz alındığı zaman Akdenize olan uzaklığı 65 km civarındadır. Bir set misali araya giren Toroslar, yöreye Akdeniz’den ayırmıştır.

Doğusunda Konya, kuzeyinde Doğanhisar, Hüyük ve Ilgın, kuzeydoğusundan Derbent, kuzeybatısından Şarkikaraağaç ve Eğirdir,

Tarihi

İlkçağ’da Beyşehir Gölünün de içinde olduğu bölge pisidya adıyla anilırdı. Pisidya’ da Karallia olarak bilinen bir şehir adıydı.Ramsay bu konuyu şöyle değerlendirir;”Biri gölün güneydoğusunda , Trogitis gölü’ne akan suyun ağzında, diğeri güneybatısında olmak üzere ihtimal iki şehir bulunuyordu.Bu ikincisinin Parlais olma ihtimali daha kuvvetli olduğu için birincisini Karallia olarak kabul etmeniz lazım geliyor.”Yine Ramsay’a göre Karallia Bizanslılar zamanında Skleros adını almıştır.

Daha sonra harap olan Karallia,Viranşehir adını almıştır.Onüçüncü yüzyılın ilk yarısında , Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad devrinde, muhtemelen 1240’tan biraz önce çoğunluğunu Üçoklar ‘ın oluşturduğu Türkmenler tarafından yeniden kurulmuştur.Eşrefoğulları’nın hakim olduğu dönemden itibaren Viranşehir’in adı Süleymanşehir olmuştur. + Erbaba Höyüğü ile ilgili olarak yapılan değerlendirme şöyledir:

Beyliğin merkezi olmasından dolayı geçen zamanla beraber beyin şehri olarak anılır. Bundan dolayıda Beyşehir adını alır. Beyşehir adının bir de efsanevi hikayesi vardır. Buna göre; + “Beyşehir’in 10 km kuzeybatısında deniz düzeyinden 1130 m yüksekliğindeki doğal bir tepenin üstünde, günümüzden yaklaşık 7500 yıl öncesine tarihlenen Neolitik Çağ höyüğü R.Solecki’nin yörede yüzey araştırması yaparken bulduğu höyük, Jacques ve Luiesse Alpes Bordaz başkanlığındaki bir ekipçe kazılmaktadır.Yaklaşık 80 m çapındaki Erbaba’da dört kat saptanmıştır.En alttaki 4. kattan pek fazla bir şey çıkmamış en çok buluntu 3. katta ele geçmiştir.”

Trogitis’de bulunan Seydi Harun Veli şimdi kendi adıyla anılan camiyi yaptırmaktadır.Eşrefoğlu Mehmet Bey de ona malzeme yardımında bulunur. Sonrasında gelişen olaylar onları dost yapar. Eşrefoğlu, Trogitis’e Seydişehir adını verirken Seyyid Harun Veli de Süleymanşehir’e Beyşehir adını vermiştir.

Görüldüğü gibi Beyşehir’in akıp giden zaman içinde aldığı adları incelerken tarihinin kilometre taşları da hemen belirmektedir.

Beyşehir ve çevresinin tarihi M.Ö 7000’li yıllara kadar uzanmaktadır. Bölgede Eski ve Orta Taş devri’ne ait buluntuların varlığı söz konusudur. Ama daha çok Cilalı taş devri’ ne ait buluntular yoğunlaşır. Yapılan araştırmalar Beyşehir’in daha o dönemde önemli bir yerleşim alanı olduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır. M.Ö 5680-M.Ö5300 arasına tarihlenen Erbaba Höyüğü kalıntıları bunun en somut göstergesidir.Kıstıfan Köyü yakınlarındaki höyükteki kazılarda Kanadalı bilim adamları Jacgues ve Louisse Alpes Bordaz çifti tarafından yapılmıştır.(1968-1975).

Erbaba Höyüğü ile ilgili olarak yapılan değerlendirme şöyledir:

“Beyşehir’in 10 km kuzeybatısında deniz düzeyinden 1130 m yüksekliğindeki doğal bir tepenin üstünde, günümüzden yaklaşık 7500 yıl öncesine tarihlenen Neolitik Çağ höyüğü R.Solecki’nin yörede yüzey araştırması yaparken bulduğu höyük, Jacques ve Luiesse Alpes Bordaz başkanlığındaki bir ekipçe kazılmaktadır.Yaklaşık 80 m çapındaki Erbaba’da dört kat saptanmıştır.En alttaki 4. kattan pek fazla bir şey çıkmamış en çok buluntu 3. katta ele geçmiştir.”

1, 2 ve 3. katlardaki yapıların temellerinde büyük taş bloklar kullanılmıştır.Duvarlar ise, çamur harçla örülmüş kireçtaşı bloklarla yapılmıştır. Duvar kalınlığı 60 cm’den fazladır. 3. kattaki bazı duvarlar kırmızı renkli sıvayla kaplanmıştır.Birbiriyle yakın diziler halindeki dikdörtgen planlı evler kuzeydoğuya bakmakta, içeriye damdan girilmektedir. Evlerin batısında bölme duvarları vardır. Taban döşemeleri sıkıştırılmış topraktan yapılmıştır.

Beyşehir Göl Festivali

2010 itibariyle yedincisi düzenlenen festivalin kapsamı, etkinlikleri ve etki alanı gün geçtikçe artmaktadır. Yurt çapında tanınmış sanatçıların konserleri, profosyonel ve halk bisiklet yarışları, at yarışları, Türkiye nin en büyük ikinci gölü üzerinde yapılan göl etkinlikleri ile bir festivalin sahip olması gereken aktiviteleri içinde barındırırken, bölgeye ticari anlamda da gözardı edilemeyecek bir hareketlilik getirmektedir.

Köyleri

Fethiye’de bir kıyı okunun dalgalardan koruyup durgunlaştırdığı bir koy; Akdeniz’le Anadolu’nun kucaklaştığı Ölüdeniz Lagünü. Konya ve Isparta arasında uzanan Beyşehir Gölü; Türkiye’nin en büyük tatlı su varlığı..
Bir Deniz Muğla’nın Fethiye ilçesindeki Ölüdeniz Lagünü akşam saatlerinde günbatımının renklerine boyanıyor. ‘microlight’lar Anadolu’yla Akdeniz’in birbirine girdiği hareketli çizgiyi takip ediyor kucaklaşmalarını yukarıdan seyrediyor. Güneyin en özgün coğrafyalarından Ölüdeniz yaklaşık bin hektarlık Kıdrak Tabiat Parkı’nın bir parçası; ayrıca dünyaca ünlü bir kumsal..

Ölüdeniz eski vadi ağzının deniz suyuyla dolup bir koya dönüşmesiyle bugünkü görünümünü aldı. Kum ve çakılların birikmesiyle oluşan kıyı oku şimdi koyu dalgalardan koruyor; onu durgunlaştırıp Ölüdeniz adını kazandırıyor. Uçmanın insana sağladığı bakış zenginliği kuşlarınkine benzetilebilir; bu yükseklikten lagün Karacaören Koyu Gemiler Adası İblis Burnu ufka doğru birbirini izliyor..

Bir Göl Beyşehir Gölü Konya Havzası’nın güneybatısında Konya ve Isparta il sınırlarında. Gölün batı kıyılarının açıklarında Beyşehir’in Kurucaova beldesine bağlı adalar sıralanıyor. Kara Ada Kızıl Ada Hatbin Helimin Tavşan ve Hacıakif birbirini izliyor. Birkaç yıl öncesine kadar yüzlerce ton balık avlanan Beyşehir Gölü’nden 2006’da sadece 18 ton balık çıktı. Bunun nedeni kirlilik aşırı avlanma suların çekilmesi ve göle atılan yabancı balık türlerinin dengeyi bozması..

Hacıakif Adası Beyşehir Gölü’nün güneybatı köşesinde. En yüksek noktası ‘Büyükdağ’ adını almasına yetecek kadar heybetli. Sazlıklar adayı etrafındaki kayalıklarla birleştiriyor yukarıdan daha da büyük görünmesine neden oluyor. Yeşildağ beldesinin sakinleri küçükbaş hayvanlarını Hacıakif’te tutuyor ama geçtiğimiz kış bir sürpriz onları hazırlıksız yakaladı. Sular dondu ve kurtlar yürüyerek adaya çıktı. Yeşildağlılar da buz tutmuş göl üzerinden hayvanlarını anakaraya geri getirdi..

Beyşehir Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü; alan olarak da Van ve Tuz göllerinin ardından üçüncü. Geniş yüzeyinde 30’dan fazla ada bulunuyor. Hacıakif Adası Konya’nın Beyşehir ilçesinin Kurucaova beldesine bağlı. Kıyıları sazlıklarla kaplı adayı meşeler yeşillendiriyor; dev ağaçlar yükseklerden bakınca yeşil benekler halinde görünüyor..

Beyşehir Gölü 1991’de birinci derece doğal sit alanı ilan edildi. Aynı zamanda ‘önemli kuş alanı’ ve ‘önemli bitki alanı’ olan göl yerleştiği tektonik kökenli çukurluğu da bereketlendiriyor. Söğüt ve kavak ağaçlarının altına gizlenen Hanboğazı Deresi gölün suladığı tarım arazilerini keserek ilerliyor ve sazlıkların arasından durgun suya karışıyor..

Beyşehir Gölü’nde 30’dan fazla ada var. Hacıakif gölün ikinci büyük adası. Doğu kıyısından gölün içerilerine girintili çıkıntılı bir yarımada uzanıyor; kıyılarındaki boşlukları sazlar dolduruyor kırmızı topraklarına meşeler tutunuyor..

Çifte Adalar Beyşehir Gölü’nün birbirine benzemeyen ikizleri; renklerinden hareketle kıyıya yakın olanına Karaada diğerine Kızılada deniyor. Göl Anadolu’daki birçok benzeri gibi son yıllarda suyunu kaybediyor. Seviyedeki düşüş bu ikilide kendini daha çok belli ediyor; Çifte Adalar gönülsüzce büyüyor eski kıyı çizgileri giderek içeride kalıyor. Çevreleri çorak birer kuşakla kaplanan ikizler belki de küçüklüklerini özlüyor..